Dünyadaki en acı verici konserve anıtı…

Yaşı benim gibi 30’ların başında olanların çocukluklarından hatırlayabilecekleri dehşet görüntülerinin önemli bir sahnesidir Bosna. Özellikle 1992 yılında başlayıp, 1995 yılına kadar süren Sarajevo kuşatması sırasında haber programlarında sık sık “Sırp keskin nişancılar” kelimesini duyardık. O yıllarda 10 yaşıma yeni girdiğim için tüm bu olan bitene çok anlam veremezdim. Neden insanlar savaşıyorlardı? Neden bir tarafta bir ordu varken, diğer tarafta silahsız kadınlar, çocuklar ölüyordu? Neresiydi bu Bosna Hersek? Neden Yugoslavya’dan ayrılmıştı? Yugoslavya’ya ne olmuştu?

Artık siyaset sahnesinde yer almayan Yugoslavya, 1919 tarihinde, 1.Dünya Savaşından sonra toplanan Paris Antlaşması ile kuruldu. Monarşi olarak yönetilse de, 1943’te Tito’nun yaptığı ihtilalle sosyalist bir yapıya kavuşmuş, bunun yanında birçok sosyalist devlet gibi SSCB şemsiyesi altına girmemiş. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından istila edilen ülkede, Almanlara karşı direniş sırasında farklı etnik kesimler kendi amaçları doğrultusunda çeşitli şiddet eylemlerinde bulunmuşlardır. Buna rağmen savaşın ardından siyasi birliğini korumayı başarmış Yugoslayva.

Tito

Yugoslavya, 1980 yılında hayata gözlerini yuman diktatörü Tito’nun ardından ekonomik ve siyasi olarak ciddi sorunlar yaşamaya başmış. Bir süre ülkeyi oluşturan bölgelerin liderleri ülke yönetimini sırayla yürüterek siyasi istikrarı sağlamaya çalışsalarda, ekonomik yönden sorunlar aşılamamış. 1987 yılında daha sonraları “Sırp Kasabı” lakabıyla anılacak olan Slobodan Miloseviç ordu içerisinde darbe yaparak ordunun başına geçmiş ve dağılma süreci daha da ivme kazanmış. 1989 yılında bağımsızlık kararı alan Slovenya, 1990 yılında bağımsızlığını ilan ederek, Yugoslayva’nın resmi olarak dağılmasını başlatmış. Yugoslavya Federal Hükümet, Slovenya ve aynı yıl bağımsızlığını ilan eden Hırvatistan’dan federal hükümete ait bütün silahların kendilerine teslim edilmesini talep etmiş. Hırvatistan ve Slovenya’nın bu talebi reddetmesinin ardından, 1 mart 1991 tarihinde Sırp ve Hırvat kuvvetler arasında başlayan çatışmalarla beraber, Yugoslavya iç savaşı patlamış. Bundan sonrası toprak kazanımı ve bölgelerin üstünde etnik hak iddia etmek adına sivil halkın maruz kaldığı katliam ve sürgünlerle devam etmiş maalesef.

Araya bir not girmek istiyorum; Yugoslavya, varolduğu dönemde etnik çeşitliliği sebebiyle sıkıntılar yaşayan bir ülke olsa da, Avrupa’nın en büyük ordularından birine sahip olması ve sosyalist ekonomi ile batı tarzı kapitalist anlayışı harmanlayabilmesi açısından önemli bir ülkeydi. Araştırmanızı tavsiye ederim.

1991 yılında başlayan iç savaşta taraflar arasında çok büyük güç farklılıkları vardı. Slovenya ve Hırvatistan sahip olduğu silahları geri vermemiş, Sırplar ise daha önceden Miloseviç’in yaptığı darbe ile orduyu ele geçirmişti. İşte, Bosnalıların yaşadığı büyük trajedinin en büyük sebebi bu oldu. Kendilerini savunacak doğru dürüst silahları olmadığı gibi, organize olmakta da sıkıntı çekiyorlardı.

6 Nisan 1992 tarihinde Sırp birlikleri, ağırlıklı olarak Bosnalıların yaşadıkları Sarajevo kentini kuşattılar. Modern dönemin en uzun süren kuşatmalarından birine şahit olan halk, uzun süre yiyecek ve ilaç sıkıntısı çekmiştir.

Kuşatma başladıktan sonra, şehrin ihtiyaçlarını karşılayabilme umuduyla yakında bulunan ve Birleşmiş Milletler (UN) kontrolünde bulunan havaalanına tünel kazılmaya başlanmış. Kazılması 4 ay süren bu tünelle beraber nihayet şehrin ihtiyaçları bir nebze karşılanmaya başlanmış. Bütün yazımın konusu da bu, Sarajevo’ya yapılan yiyecek yardımı ve savaş sonrası etkileri.

Sarajevo’da havan topu düşen yerler daha sonra pembe çimento ile doldurularak ufak anıtlara dönüştürülmüş. Bunlara “Sarajevo Gülü” deniyor.

Fakat, hemen konuya girmeden savaş hakkında konuşmaya devam etmek istiyorum. Çatışmalar başladıktan kısa bir süre sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, çatışan bütün taraflar için geçerli olacak bir silah ambargosu ilan etti. Yani hiçbir ülke, kurum, kuruluş taraflara silah yardımı veya satışı yapamayacaktı. Böyle bir kararın olumlu olduğunu düşünüyorsanız eğer, yanılıyorsunuz. Ambargo, güçlü olanın daha da güçlenmesine, zayıfın daha da zayıflamasına sebep oldu o kadar. Şöyle ki, Hırvatlar deniz yoluyla gizlice silah temin edebiliyordu. Sırplar ise zamanında avrupanın en büyük ordularından birinin bütün imkanlarına sahiptiler. Bosna tarafı ise zaten çok az silaha sahipken, kaybettiklerini de yenileyemez hale gelmişti. Avrupa’nın ortasında yaşanan bu dram ve katliamı Avrupa ve Dünya sadece izlemiyor, güçsüzün kendisini savunmasını engelleyerek katkıda da buluyordu.

Bosna Savaşı konusundan bahsedip savaş sırasında insanları en çok yaralayan olaylardan biri şüphesizki Srebrenitsa Katliamından bahsetmeden geçemeyeceğim . İlk başta Hollanda ve Birleşmiş Milletler için utanç yığını olan bu olay, gündeme hala sıklıkla gelmektedir.

Fransız General Bernard Janvier

Savaş sırasında Birleşmiş Milletler tarafından Yugoslavya’ya gönderilen kuvvetlerin bşaında Général d’armée Bernard Janvier bulunuyordu. Ülkede “güvenli bölge” olarak ilan edilen 6 bölgeden biri olan, savaş öncesi nüfusu 24000 civarında olan Srebrenitsa’nın savunması ise Kumandan Thom Karremans komutasındaki 600 Hollanda askerden oluşan birliğine emanet edilmişti. Güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa doğal olarak birçok mültecinin akınına uğramış. Hollandalı güvenlik güçleri, şehirde yaşayanların ve mültecilerin silahlarını güvenliğin sağlanması sebebiyle toplamış ve geri vermemiştir. Sırp komutan Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birliğinin kente yaklaştığında kentteki mülteci sayısının 60000 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Olayın buradan sonrası dehşet verici. Ratko Mladiç, Hollandalı komutana kenti teslim etmesini, yoksa bombalayacaklarını söylüyor. Hollandalı komutan Karremans, Fransız General Janvier’e durumu aktardığı zaman yapılan tek şey kentin üstünden 2 jinet uçuş yapması olmuş. Sonrasında ise Hollandalı askerlere geri çekilme emri vermiş.

600 Hollandalı askerin arasından sırayla kentten çıkartılan siviller, çevre arazilerde çeşitli şekillerde öldürülerek yakılmış ve toplu mezarlara “atılmış”.

Şu ana kadar tespit edilebilen kurban sayısı 8732.

Olaylar sırasında görev yapan Hollandalı askerlerin açıklamaları gerçekten kan dondurucu. Açıklamaların hemen hepsinde korumakla görevlendirildikleri insanlara sırtlarını döndükleri için çok büyük bir pişmanlık duyduklarını anlatıyorlar. Gerçekten tüyler ürpertici.

Batının bu göstermelik yardımları elbette bununla sınırlı değil. 44 ay süren Sarajevo Kuşatması sırasında batı tarafından halka yollanan konserve etlerin neredeyse tamamı, Vietnam Savaşında askerlere dağıtılmak üzere hazırlanmış ve son kullanma tarihi 20 yıl geçmiş etlermiş.

Ve daha da enteresanı, bunların önemli bir kısmı domuz etiymiş.

Evet. Başta ABD olmak üzere batılılar müslüman bir halka yiyecek yardımı yapmak adına onlara son kullanma tarihi geçmiş domuz eti gönderiyorlarmış. 12000 uçuşla 160.000ton yiyecek ve ilaç gönderilmiş olmasına rağmen, batının savaşa nasıl bir gözle baktığını yeteri kadar anlatıyor belki de.

Sarajevo içinden, şehir dışındaki BM’in yönetimindeki havaalanına kazılan 800 metrelik tünel ile sağlanan bu yardım, sivil halkın dayanmasını sağlayan tek kaynak olmuş.

Savaştan sonra yapılan bir heykelle Bosnalılar bu absürdlüğü ölümsüzleştirmek istemişler. 2007’de ICAR konserve eti için bir anıt bile dikilmiş. Toplam yüksekliği 2 metre olan ve Nebojsa Seric Shoba tarafından hazırlanan anıtla, gelen her yardımın, yardım olmadığını unutulmamasını istemiş Bosnalılar. Bir çok Bosnalının söylediği “Eğer bir kuşatma daha olursa, İCAR konservelerinden yemektense ölmeyi tercih ederim” cümlesi ise zaman içerisinde slogan haline gelmiş.

Ufak bir not daha. Silah ambargosunu aşmak için Boşnaklar Kolombiya uyuşturucu karteli ile bağlantıya geçip, kendilerine silah kaçırmalarını istemişler. Bazı insanlar Kolombiyalıların Sarajeyo’nun kurtuluşu için BM’den daha fazla çalıştığını esprili bir şekilde dile getiriyor.

Srebrenitsa Katliamının sorumlusu, “Bosna Kasabı” Ratko Mladiç savaştan sonra soykırım suçundan yargılandı ve müebbet hapse çarptırıldı. Slobodan Miloseviç ise yargılanması sona erip ceza almadan tutuklu bulunduğu Lahey’de, hücresinde (Hollanda) öldü.

Geri çekilerek yüzlerce sivili Sırplara hediye eden Fransız General ve Hollandalı Kumandan ve askerler için ise geniş çaplı soruşturma açılmadı.

Katliama katılan sırp askerler ise ülkelerinde özgürce yaşamaya devam ediyorlar.

Heykeltraş Nebojsa Seric Shoba
  • Yazıda esas bahsetmek istediğim konu konserveler için yapılan anıttı ancak yazmaya ve araştırmaya devam ettikçe yazımın içeriği çok değişti. Sarajevo Kuşatması ve Srebrenitsa Katliamı ayrı ayrı ele alınması gereken insanlık dramları aslında. İnternette bu konular hakkında çok farklı fikir ve bilgiler bulabilirsiniz.
  • Sarajevo’yu bir kaç kez hatalı yazmış olabilirim. Özür diliyorum.

 

Paylaşmak için;
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir Cevap Yazın