LEECH-ULATOR!

Bana göre modern zamanların en enteresan bilimsel girişimlerinden biri, 1999 yazında liderliğini Profesör Bill Ditto yaptığı ekibin “geliştirdiği” dünyanın ilk biyolojik bilgisayarı. Performans konusunda hiç iddiası yok, zira sadece basit toplama işlemlerinin yapabiliyormuş.

 

“Leechulator” ismi, geliştirici takım tarafından, bilgisayarı geliştirmekte kullandıkları solucanlardan aldıkları nöronlara (beyin hücreleri) istinaden verilmiş. Ufak bir not, leech’in Türkçe karşılığı sülük. Sülüklerden elde edilen nöronlara micro- elektrodlar yerleştirilmesiyle bilgisayar oluşturulmuş. Bu şekilde her nöron ayrı bir transistor haline getirilmiş. Nöronların bir araya getirilmesi ile de “işlemci” ortaya çıkmış.

 

Projenin, günümüzdeki bilgisayarların sadece verilen görevleri yerine getirebilmesi, eğer bir hata ile karşılaşırsa insan müdahalesine ihtiyaç duymasıyla sorununa çözüm bulmak için başlamış. Ekip, “çözüm yöntemine ihtiyaç duymadan, kendi kendine çözüm üretebilen, hızlı ve esnek” yeni nesil bilgisayarlar üretmek için harekete geçmiş. Kısacası düşünebilen yani. Proje lideri Profesör Bill Ditto, 1999 yılında teknolojinin geldiği noktaya bakarak “günümüz bilgisayarlarının hala bu kadar aptal olduğuna şaşırdığını” belirtmiş.

 

“Sıradan bilgisayarlar doğru cevaba ulaşabilmek için, her zaman tamamen doğru bilgiye ihtiyaç duyuyorlar. Biz, biyolojik bilgisayarın doğru cevaba ulaşabilmek için kısmi bilgiyle, eksiklerini kendisinin doldurabileceğine umuyoruz. Robotik, elektronik benzer bilgisayar biçimlerini bir araya getirip, ileride daha zeki robotlar yapmayı umuyoruz.” diyerek devam etmiş.

 

Yapılan açıklamaya göre, kullanılan sülük nöronları verilen göreve aralarındaki bağlantıları kendi kendilerine oluşturabiliyorlar. Her nöron ayrı bir sayıyı temsil ediyor ve işlemler bu şekilde gerçekleşiyor. Normal, silikon tabanlı (x86 ve x64 işlemciler) bilgisayarlarda, bu bağlantılar programcılar tarafından belirtiliyormuş. Yukarıda bahsedilen “sezgisellik” özelliği bu noktada ortaya çıkıyor.

Sülük beyni üzerine yapılan çalışmaların benzer yapılara göre daha kapsamlı ve ileride olması, proje için seçilmesini sağlamış. Ayrıca, “zeki canlı” olarak kabul edilmemelerinden dolayı, hayvan hakları savunucularının da projeye karşı çıkmalarının önüne geçilmiş. Anlaşılan kimse sülüklerin haklarını savunmak istememiş.

 

Ortaya çıkan “işlemci” düşündüğünüz gibi bir şey olmamış ancak. İşlemci, bir petri kabı içerisinde, nöronların hayatta kalması ve iletişim kurabilmeleri için özel bir sıvının içinde yer almış. İleri de nöronların silikon çipler üzerinde hayatta kalmalarını ve direk çiple iletişime geçebilecek bir arayüz oluşturulabileceği düşünülüyor.

 

“Nöronlara soruyu sormamız yetiyor, cevaba kendileri ulaşıyor” diye devam ediyor Profesör Ditto.

Projeyle ortaya çıkacak bilgisayarın, özellikle el yazısı gibi desenleri hızlı ve doğru tanıyarak bilgisayara aktarılması gibi, o günün bilgisayarlarının oldukça zorlayan işlemleri gerçekleştirilebileceği umulmuş.

 

Özellikle el yazısını bilgisayara aktarmak aslında oldukça zorlu bir işlem. Zira, hemen hiç kimsenin yazısı birbirine benzemiyor. Hatta, bazı harfleri diğer harfler gibi yazan bir çok insan var. Kendimden örnek vereyim, “a” harflerim “u”, “k” harflerim “h” ye benziyor. Bir kişi yazımı okurken, yazdığım bütün harfleri çözemese bile, cümlenin ilerleyişinden anlayamadığı kısımları doldurabilir. İşte, bilgisayarların zayıf kaldığı kısım burası. Çünkü bilgisayarlar kendilerine tanımlanmış olan kalıpları, verilen bilgiyle karşılaştırıp sonuca ulaşmaya çalışıyor. Leech-ulator’ın “sezgisel” yaklaşımının burada öne çıkması beklenmiş.

Günümüzde artan işlemci gücü ile, konu tamamen yazılımsal bir sorun haline geldi. 1999 yılında piyasada olan en hızlı işlemci tek çekirdekli 500mhz hızında iken, bugün bu rakam 3400mhz hızında 16 çekirdekli işlemcilere kadar geldi. Üstelik veri yolunun genişlemesi, optimizasyonlar, bellek artışı vs. derken, aradaki performans farkı (3400×16)/(500x)=108,8’dan çok daha fazla.

 

El yazısı tanımayla ilk patent alınan çalışma 1962 yılında nükleer fizik, jeoloji, jeofizik, tıp, yapay zeka ve bilgisayar bilimleri alanlarında çalışmalar yapan doktora sahibi Shelia Guberman tarafından SSCB’de gerçekleştirilmiş. Günümüzde el yazısı tanımlama için yapay zeka uygulamaları (sezgisellik), ve ekran kartlarının işlem güçlerini kullanma üzerine çalışmalar hala devam ediyor.

 

Projenin canlıların beyinlerinin çalışma şekillerinin daha iyi anlaşılması, teknoloji ile biyolojinin bir araya gelmesi, ileride daha hızlı bilgisayarların geliştirilmesi amaçlanmış. Aslında, biyoloji ve teknoloji bir araya gelince, bilim kurgu eserlerinde görülen bir çok şey hayatımızda yer bulabilir. Aklıma ilk gelen, 1995 yılında vizyona giren Star Trek Voyager dizisindeki Voyager gemisinin sahip olduğu bio-nöral bilgisayar.

 

Nöronların çoğalması, ölenlerin yerine yenilerinin geçmesi gibi konularda çalışmalar yapılacağı eski makalelerde yazıyordu ancak, maalesef yeni bir bilgi bulamadım. Teknolojinin kutsal kaselerinden biri olan Quantum Bilgisayarları konusunda önemli gelişmeler kat edilmesi, hatta 15 milyon dolar fiyat etiketiyle piyasada bulunabilir olması leech-ulator konusundaki araştırmaların önünü kesmiş olabilir. Veya etik kaygılar. Netice itibariyle, yapılmak istenen makinenin bilinçlendirilmesi veya bilincin makine haline getirilmesi. Son yıllarda başta Stephan Hawking ve Elon Musk’ın yapay zeka üzerine yaptığı çok ciddi uyarılar var.

 

Profesör Ditto ve ekibinin çalışması günün ihtiyaçlarına uygun, ama geçen 20 senenin ardından, bugün demode sayılabilir. Özellikle, artan işlem gücü ile, cevabı donanım ile aranan sorunların tamamen yazılımsal sorunlar haline gelmesi, büyük ihtimalle ekip tarafından öngörülememişti. Ancak, yeni bir kapı açması, “yapılabilirlik” ve yöntem göstermesi açısından çok önemli bir çalışma olduğunu inkar etmek mümkün değil.

 

Umarım yakın zamanda buna benzer çalışmaları ülkemizde de görebiliriz.

 

Nöronlarla ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler aşağıdaki siteyi ziyaret edebilir.

 

http://www.yenibiyoloji.com/sinir-hucresinin-noronun-yapisi-gorevleri-ve-noron-cesitleri-1556/

 

 

Paylaşmak için;
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir Cevap Yazın